CENNET ÜLKE SRİ LANKA

Kategori: Blog | 30

 

Dünya turumun İran ve Hindistan’dan sonra üçüncü ülkesi Sri Lanka idi. Hindistan’ın en güneyi Thrivanatapuram’dan  1 saat sürecek Colombo uçağına bindiğimde aslında Sri Lanka ile ilgili uzun uzadıya bir araştırma yapmadığımı farkettim. Gelişine bir yolculuk olacaktı bu. Başkent Colombo’ya indiğimde havaalanındaki ATM’den biraz para çekip yerel bir simkart aldım. 1 aylık 8 gb internet yaklaşık 60 liraydı. Daha sonra hostelime doğru yola koyuldum. Hemen belirteyim Sri Lanka’da bazı bankaların ATM’leri komisyon almıyor. Bunları deneyerek bulabilirsiniz. Böylelikle bütçenize biraz katkı yapmış olursunuz. Neyse Sri Lanka’ya adımımı atar atmaz Hindistan’dan çok daha modern bir ülke ile karşılaştım.  İnsaları daha modern, daha güleryüzlü ve yardımseverdi. Sri Lankalılar’ın çoğu İngilizce konuşuyor. Dil konusunda sıkıntı yaşamıyorsunuz.

Para birimi Sri Lanka Rupisi. 1 TL 40 Rupi’ye denk geliyor. Bu kez ayrı ayrı yazılar yazma yerine Sri Lanka’yı tek yazıda toplamaya karar verdim. Hem bu sayede izlenmesi gereken rotayı da size anlatmış olacağım. Havaalanının olduğu başkentten başlayalım…

COLOMBO: Colombo deniz kenarına kurulmuş çok büyük bir limana sahip bir başkent. Görecek pek bir şey yok. Yüksek binalarıyla yeşil parklarıyla modern bir kent sadece. Bir gecenizi ayırsanız kafi gelecektir. Ben bir gün kaldıktan sonra Kandy’ye geçtim. Colombo – Kandy arasındaki harika tren yolculuğunu yapmak isterseniz gider gitmez Colombo Fort tren istasyonuna uğrayıp bir gün sonrasına biletinizi almanızı tavsiye ederim. Aynı gün bulamayabiliyorsunuz.

KANDY: Kendi Colombo’ya trenle yaklaşık 3 saat uzaklıkta yemyeşil sevimli bir kent. Bizim yaylalarımızı andırıyor. Havası da aynen yayla havası gündüz sıcak gece serin tertemiz bir hava.

Ben kafa dengi bir tuktuk sürücüsü ile karşılaştım. Genelde hep turist kazıklamaya kafaları çalışıyor ancak Sarath tatlı diliyle ve uygun fiyatıyla benim gönlümü kazandı. Size de öneririm yolunuz Kandy’ye düşerse 30 liraya sizi bütün tapınaklara güzel bir çay fabrikasına ve botanik bahçesine götürüyor hiç adres sormanıza otobüs aramanıza gerek yok. Sarath’ın telefonu:0758748452

 

Kandy’yi önemli kılan yeşilliğinden çok Buda’nın dişi… Evet Budizm inancının yaratıcısı Buda’nın dişi Kandy’deki bir tapınakta sergileniyor.  Buda Hindistan’da ölüp yakıldığında adamın biri onun dişini küller arasından alıyor ve bu diş çok kıymetli bir hazineye dönüşüyor. Yüzüklerin Efendisi filmindeki yüzük gibi tarih boyunca hükümdarlar bu dişe sahip olmak için savaş veriyor. Diş sonra Sri Lanka’ya geçiyor. Önce Andapur sonra Polonaruwa son olarak da Kandy’ye getiriliyor. Kaldığı her kentte uğruna büyük tapınaklar yaptırılıyor.

İşte bu dişi görmenin bedeli 40 TL.  Touth Temple olarak bilinen tapınağa bir kaç giriş var bilet kontrolü de o kadar sıkı değil bütçesi kısıtlı arkadaşlar arada kaynayabilir. Yakalanırsanız bilet ofisini arıyoruz dersiniz. Benden söylemesi.

Neyse efendim ben paşa paşa verdim parasını girdim içeri bekliyorum ki Buda’nın dişini görecem. Onun yerine etrafı mücevherlerle çevrili altın bir vazo gösterdiler. Diş de bunun içindeymiş. Herşeye rağmen o tapınakta olmak insanların inanmışlığını izlemek çok güzeldi.

Botanik bahçesi (giriş 40 lira) Çay fabrikası güzel manzaralı tapınaklar Kandy’de görülmesi gereken diğer yerlerden. 1 gece 2 gün ayırmanız yeterli olacaktır. Kandy turumu tamamladıktan sonra Sigirya kayasını görmek üzere Kandy’den Dambulla otobüsüne atladım.

DAMBULLA: Hindistan’daki otobüs şöförleri kadar olmasa da Sri Lankalı şöförler de yeterince çılgın. Koca otobüsleri ralli pilotu gibi kullanıyorlar insanın yüreği ağzına geliyor. Eşşedü den başlayıp Hari Krişna’dan çıkıyorsunuz seyahat ederken.

Neyse efendim Hindistan’da tanıştığım gezgin çift Midi ve Anicia Dambulla yakınlarındaki İnamaluwa da Jungle Vista adlı hostel’de gönüllü işe girmişlerdi. Onları bulmak üzere Dambullada vakit kaybetmeden diğer otobüse atladım. Bu arada konusu açılmışken gönüllü çalışma işini biraz açayım.

Gönüllü Çalışma 

Genelde düşük bütçeli gezginlerin tercih ettiği bir yöntem. Çok faydalı . workaway.info  gibi sitelere girip üye oluyorsunuz. Dünyanın heryerinde sizi gönüllülük esasıyla çalıştırmak isteyen insanlarla kontak kurup para almadan konaklama ve yemek karşılığı günde 4 saat haftada 5 gün çalışıyorsunuz. Böylelikle hem bulunduğunuz yeri yerel insanlarını tanıyor hemde bedava yaşıyorsunuz.

Hindistan Hampi’de 8 günümü geçirdiğim Midi ve Alicia ile kucaklaşıp bol bol hasret giderdik. Bu arada Jungle Vista Hostel gerçekten harikaydı. Adından da anlaşılacağı üzere bir tropik ormanın içinde kurulmuştu. Sabah yürüyüşünüzü yemyeşil pirinç tarlaları ve tropikal ağaçların arasında yapıyordunuz. Yoluuz düşerse burada kalmanızı tavsiye ederim. Hem Sigirya’ya hem de Polonaruwa’ya kolaylıkla ulaşabilirsiniz buradan. Ben bir gün Sigirya bir gün polonarruwa’ya bu hostelden gidiş geliş yaptım.

SİGİRYA: Sigirya Sri Lanka’nın en önemli tarihi sembolü. Aslan kayası olarak bilinen bir kutsal kayayı içinde barındıran büyük bir antik kent. Tarihi milattan önceye dayanıyor ama asıl kent haline dönüşmesi milattan sonra binli yıllara rastlıyor.

İşte bu simge mekan bulunduğum yere otobüsle 15 dakika uzaklıktaydı. Midi ve Anicia ile birlikte sabah yerel otobüsle yola çıkıp soluğu sigirya’da aldık. Kaya ve antik kent hendeklerle çevriliydi. Bu hendeklerdeki sular dev kertenkeleler olan su monitörlerinin yaşam alanıydı. Ben ilk kez karşılaştığım bu güzel canlıları hayranlıkla izlerken buldum kendimi. Arada bir ejderha misali çatal dillerini çıkardıklarında hafif ürksem de çok güzellerdi..

Sigirya kayası girişinde 35 dolarlık ücretle yüzleştik. Bu ücrete müze de dahil.  Düşük bütçeli gezgin için acımasız bir ücret de olsa paramızı verip girdik. Aslan kayasına yaklaşık 500 metrelik bir antik kenti yürüyerek ulaşıyorsunuz. Ulaştıktan sonra işiniz bitmiyor. Tırmanmanız gereken…… basamak var.  Basamakları çıkarken bin yıllık duvar resimleri çıkıyor karşınıza. Güzel kadınların yarı çıplak tasvir edildiği bu resimlerin fotoğraflanması ya da görüntülenmesi yasak.

Bir süre daha merdiven çıktıktan sonra Sigirya kayasının ana girişine geliyorsunuz. Burada kayaya oyulmuş iki aslan pençesi karşılıyor sizi. Bu pençeler arasından tekrar merdiven tırmanmaya devam ediyorsunuz. Ve sonunda tepedesiniz. Uçsuz bucaksız bir orman manzarası var tepede bir de temeli kalmış yapılar bir büyük havuz ve antik bahçe.

Pidurangala Tepesi: Eğer benim bütçem kısıtlı buraya o kadar para veremem ama yine de Sigirya’yı görmek istiyorum derseniz ikinci seçenek Pidurangala Tepesi. Burası hemen Sigirya’nın karşısında bulunan bir başka kaya. Girişi 12 lira büyükçe bir buda heykeli var tırmanırken. Buradan Sigirya’nın manzarası çok güzel. Burayı da tavsiye ederim.

POLONARRUWA: Sri Lanka’nın en büyük antik kenti Polonarruwa’da bulunuyor. Başında antik olan kent tamlamaları beni ziyadesi ile ilgilendirdiğinden atladım otobüse soluğu Polonaruwa’da aldım. Yanımda bu kez Regina adlı Ukraynalı bir yoga öğretmeni de vardı. Günlük kirası 5-6 TL olan bisikletlerden kiralayıp antik kenti dolaşmak çok keyifli zira 15-20 km’lik bir yürüyüş gerekiyor kenti görmeniz için. Giriş ne yazık ki yine çok pahalıydı. 25 dolar olan girişe müzede dahil. Sigirya’daki müzeyi çok önermem ama Polonaruwa Müzesini görmenizi tavsiye ederim. Gerçekten çok güzel bin yıllı Buda ve Hindu heykelleri sergileniyor.

 

ADEM TEPESİ: Polonaruwadan tekrar Kandy’ye dönüp Hatton otobüsüne bindim. Amacım ünlü Adem Tepesi’ne tırmanmaktı. Tepeye en yakın yerleşim yeri Hatton. Buradan akşam saat 19.30 da tren istasyonundan kalkan yerel otobüslerle 2 saatte tepenin yamacına ulaşıyorsunuz. Bir kaç saat bekleyip performansınıza göre tırmanmaya başlıyorsunuz.  Efendim neymiş Sri Lanka’nın görülmesi gereken en önemli yerlerinden biri Adam’s Peak yani Adem Tepesi imiş . Kimileri tepede gördükleri ayak izi benzeri bir metrelik kaya şeklini Adem’e kimileri de Buda’ya yormuş. Yani her dinden binlerce kişi bu ayak izini görmeye bu tepeye gidiyor hem de her gün. Tepe dediğime de bakmayın. Çamlıca Tepesi değil yani. 5500 yüksek basamaktan oluşuyor. Tırmanması saatler sürüyor. Gezgin dostum Asım Güneş (ömrü uzun olsun) yıllar önce buraya geldiğinde 200-300 kişilik yerel halkla birlikte güzel zaman geçirdiğini söyleyince ben de gecenin 11’inde hayli soğuk bir havada tırmanmaya başladım. Ne ikiyüzü ne üçyüzü Asım binlerce kişi vardı. Zaman zaman kuyruklar oluşuyordu merdivenlerde. Tepeye varmam 5 saatimi aldı. Tepede de birşey yok bu arada. Küçücük bir tapınak bir bez parçası. Budist rahibe soruyorum hani ayak izi altında altında diyor. Dalga mı geçiyor sunuz 5500 basamak diyorum hadi kardeşim bekleme yapma bak sırada bekleyenler var diyor. Kavga çıkarmıyorum…

Şaka bir yana tepedeki muhteşem gün doğumu dışında çok büyük bir özelliği yok. İşte o müthiş gün doğumunda Hala hapiste olan gazeteci arkadaşım Ahmet Şık’ın durumuna isyan eden bir pankart açtım. 1 yıldan fazladır içerde olan Ahmet Şık yalnızca gazetecidir. Ve gazetecilik suç değildir…

Bir gecelik tırmanışın ardından gün doğumunu izleyip inişe geçtim çıkması gibi inişi de zordu. Bacaklarım titriyordu artık. Sabah 9 olmuştu indiğimde hemen otobüse atlayıp Hatton’a döndüm. Bir duş alıp öğlen treni ile Nuwara Eliya’nın yolunu tuttum. Adem Tepesi’ne kondüsyonunuza güveniyorsanız çıkın. Yoksa sakın denemeyin 4 gün yürüyemedim bacaklarımın sızısından….

NUWARA ELİYA: Sri Lanka’nın doğasıyla ünlü bir başka köşesi Nuwara Eliya. Burada Horton Place Ulusal Park’ında bir trekking rotası var . Dünya’nın sonu dedikleri bir uçurum kenarına gidiyorsunuz. Yaklaşık 10 km’lik bir trekking yürüyüşü gerektiriyor. Hem girişi pahalı hem de Adem Tepesi gazisi olduğumdan ben gitmedim. Ama Adem Tepesi’ne gitmezseniz buraya gitmenizi öneririm. Çay bahçeleri yürüyüşüm ve bir günlük dinlenmenin ardından yine trenle Ella’nın yolunu tuttum.

ELLA: Ella eskiden düşük bütçeli gezginlerin uğrak yeri imiş. Şimdi ise turistlerin akınına uğramış. Herşey çok pahalı. Konaklama, yemekler…. Burada internet rezervasyonu yerine gelip kendinizin kalacak yer aramanızı öneririm. Çok daha ucuz yerler bulabilirsiniz. Ella’daki gezi planımı şöyle çizdim Sabah erkenden Küçük Adem Tepesi denen yerin yolunu tuttum.

Buranın Adem ile falan alakası yok. Turistik bir isim sadece. Yaklaşık 40 dakikalık bir trekking den sonra tepeye ulaşıyorsunuz. Manzara gerçekten güzel. Sonra tepeden inip sağa döndüğünüzde Nine Arch Bridge diye bilinen demir yolu köprüsüne gidiyorsunuz. Sabah saat 10.50 den önce orda olmaya bakın çünkü 10.50 ‘de köprüden tren geçiyor ve muhteşem bir manzara sunuyor.  Treni köprüden geçirdikten sonra tren raylarını izleyip Ella tren istasyonuna varabilirsiniz. Böylelikle bir daire çizmiş ve zaman kaybetmemiş olursunuz.

Öğlen gibi Ella’ya ulaştığınızda bir yemek yedikten sonra bir yerel otobüse atlayıp 6 km uzaklıktaki Rawanda şelalesini görmeye gidebilirsiniz. Burası Sri Lanka’nın 2. En büyük şelalesi.

Size anlattığım bir günlük turla Ella’yı bitirmiş oluyorsunuz. Bundan sonra orada kalıp kalmamak sizin kasabaya ısınmanıza bağlı.

Ben ertesi gün harika bir safari turu yapacağım Udawalawe’nin yolunu tuttum.

UDAWALAWE: Yaklaşık 2-3 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Udawalaweye ulaştım. Yolda gelirken yabani filleri görebiliyorsunuz. Milli Parkın çevresi düşük voltajlı elektrik verilen tellerle örülmüş. Böylelikle fillerin parktan çıkması engellenmiş. Öğleden sonra kalacağım hostele ulaşıyorum. Yarın sabaha bana bir safari organize etmesini rica ediyorum ancak bulduğu firma benden 6000 rupi yani 150 lira istiyor. Yine iş başa düşüyor. Sokağa çıkıp ertesi gün safari yapacak gezginler arıyorum. 4 kişi daha bulup safariyi 3800 rupi yani 100 liradan aşağı bir paraya ayarlıyorum. Türk usulü iş bitiricilik bu olsa gerek. Safari için sabah 5.30 da kaldığınız otelden sizi alıyorlar. 6 kişilik jiplere biniyorsunuz. Ver elini Udawalawe milli parkı.

Günün ilk ışıklarıyla yüzen buffalolar timsahlar ve fil sürüleri karşılıyor sizi. Tavus kuşları yüzlerce değişik kuş türüne eşlik ediyor. Kesinlikle parasını hak eden bir tur. Sri Lanka’nın en güzel milli parkı burası. Öğlene turunuz bitmiş oluyor. Yorucu bir Sri Lanka turunun ardından artık sahillere inip yayma zamanı… Öğleden sonra kendimi Tangalle sahiline giden otobüste buluyorum.

TANGALLE: Safari turunda tanıştığım bir Fransız otobüste yanıma oturuyor . Odayı paylaşmayı teklif ediyorum kabul ediyor. Gerçi sonradan pişman oldum arkadaş hakkaten sıkıcı bir tipti. Bir gün sonra yine Udawalawada tanıştığım Polonyalı iki arkadaşımın kaldığı otele taşındım. Ve burayı çok sevdim. Tangale’de ilk izleminiz kötü oluyor. Ama sahilin sonuna doğru olan otellerde konaklarsanız gerçekten çok sakin ve keyifli zamanlar geçiriyorsunuz. Kaldığım yerin adı Panoroma Rock Kafe idi sahibi suratsız herifin tekiydi ama mekan gerçekten çok güzeldi. Denize 5 metre mesafede doğayla iç içe hemen arkasında lagün gölü olan bir mekan burası… Tangale’de tam bir hafta kaldım ve çok keyifli zaman geçirdim. Her gün diğer gezginlerle plaj voleybolu oynuyor her akşam balık sofrasına oturuyordum. Yolunuz düşerse mutlaka motorsiklet kiralayın. Yakınlardaki mağara tapınağına gidin bir de Goyyam Bokka sahilini mutlaka görün yalnızca 5 km uzaklıkta. Tangalle sahili boyunca yürüyüşler yapmayı da ihmal etmeyin. Buradan da ayrılmak zamanı gelmişti. Sırada daha turistik olan Mirissa vardı.

MİRİSSA: Mirissa Tangalle’ye göre çok daha dar bir kumsal. Ama denizi daha az dalgalı ve daha berrak. Tangalle’ye göre daha kalabalık. Burayı genelde sörfçüler tercih ediyor. Dev dalgalar olmasa da başlangıç seviyesi sörfçüler için keyifli bir mekan. Ama Mirissa’da yapacaüınız en önemli şey balina ve yunus turuna katılmak. Yaklaşık 100 lira karşılığında 4-5 saatlik bir tekne turu ile dünyanın en büyük canlıları mavi balinaları görme şansınız oluyor. Kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Mirissa’da da 2 gün kaldıktan sonra uçak günüm yaklaştığı için havaalanına en yakın sahil kenti Negambo’nun yolunu tutuyorum.

NEGAMBO: Mirissa’dan Negambo’ya gitmek için önce Matara’ya ulaşıp oradan yakalayabilirseniz direkt otobüse binmeniz gerekiyor. Yakalayamazsanız Colombo’da bir aktarma daha yapıyorsunuz. O kadar da zor değil. Toplam 3-4 saat sürüyor. Negambo çok güzel bir yer değil. Havaalanına yakın olduğundan turistlerin son uğrak yeri olarak kullanılıyor. Denizi hiç güzel değil. Ama Colombo gibi büyük şehirde kalacağınıza havaalanının dibindeki bu sakin kasabada kalmanız daha mantıklı. Negambo’nun en önemli özelliği rengarenk kare yelkenli balıkçı tekneleri bu geleneksel tekneler denize açıldıklarında adeta görsel bir şölen sunuyorlar seyredenlere…

 

Sri Lanka maceram da böylece son bulmuş oldu.  Sadece yeşil ve altın kumsallardan oluşan bu güzel ülkeye veda etme zamanı geldi.

 

30 Responses

  1. Alper Yetgün

    Harika görüntüler, “guide” tadında bir anlatım… Sri Lanka’yı neden bu kadar çok sevdiğini de böylece anlamış olduk… Kendine dikkat et…

  2. ayşe ata

    Böyle güzel doğası olan yerlerde bulunmak ne güzel.Kutluyorum seni.Sevgiler

  3. Nazan akkurt

    Umut seni kiskanmaya basladim 😉 harika bilgiler icin tskler,

  4. Cumhur Ayar

    Zevkle okudum takipteyim. Devamını bekliyorum. Sevgiler Umut cum.

  5. Yaşar Esgin

    Güzel ve yönlendirici bir yazı olmuş sevgili Çor…..Hedef neresi….?

  6. Gökşen

    Şahane ötesi yerler,doğayla içiçe ve otantik,kutluyorum oğlum çok güzel

  7. abidin yağmur

    Hocam tebrikler, metin de, fotoğraflar da çok iyi. Gezmiş kadar olduk sayende 🙂
    Abidin Yağmur

  8. Ahmet Ata

    Çok akıcı bir anlatım bir solukta okuyuverdim😊 kalemine sağlık sanki oraları bende gezmiş gibi oldum…😉 kolay gelsin yolun açık olsun yeğen. ..

  9. Hülya Gündüz Sadıkoğlu

    Kalemine sağlık arkadaşım,sayende gitmiş kadar olduk ..Sevgiyle ve sağlıkla kal ..

  10. Selvin

    Dünyamızdaki harika doga güzellikleri bizimle paylaştığın icin tesekkür ederiz. Cok begendım👏❤️Yüregine sağlık ve kalemine kuvvet💐

Bir Cevap Yazın