GÜNEY FİLİPİNLER – KÖPEKBALIKLARI İLE DALMAK

Kategori: Blog | 0

Filipinler öyle muhteşem güzelliklerle dolu ki burayı tam anlamıyla keşfetmek 3 ayınıza mal olur. Ben de adada bulunduğum 1 ayı olabildiğince yararlı kullanıp görebileceğim kadar yer görmeye çalıştım. Filipinler sayfalarca yazıya sığmayacağından 3 yazı olarak işlemeye karar verdim.

Kuzenim Emre Filipinler seyahatimin bir kısmında bana eşlik etmek üzere Türkiye’den geleceği için programımı biraz da ona göre düzenledim. Ülkeyi güneyden kuzeye kat edecektik. Kota Kinabalu’dan yalnızca kuzeydeki başkent Manila’ya uçak olduğundan Manila aktarmalı Cebu’ya uçtum ve ertesi gün gelecek kuzenimi beklemeye başladım. Cebu güney Filipinler’in en büyük kenti. Çok zaman geçirmeye gerek yok. Bir gün yeter. Ben pazarını çok sevdim. Binbir çeşit yerel ürün burada satılıyor. Güzel portre fotoğraf kareleri çıkıyor. Herhalde tek turist de bendim bu halk pazarında.

Filipinler ve özellikle Cebu halkı katolik hristiyanlığa sıkı sıkıya bağlı bir toplum. Portekizli Macellan 1521 yılında İspanya kralı adına burayı keşfettiğinde yerel halkı hristiyanlıkla tanıştırmış. Belki de kendilerine hristiyanlığı getiren İspanyollardan bile daha çok bağlılar dinlerine. Çocuk İsa’yı temsil eden Santo Nino kültü’nün hikayesi de Macellan’a dayanıyor. Macellan buraya geldiğinde yerel halka bir haç bir Meryem Ana bir de Çocuk İsa yani Santa Nino heykeli hediye ediyor. Nedense Filipinliler en çok Santa Nino’ya sahip çıkıyor. Şimdi bile Cebu’nun simgesi adeta.  Her yerde Santa Nino’nun heykelleri ve posterleri bulunuyor. İşte kentin en önemli kutsal mekanı da bu külte dayanıyor.   Santa Nino kilisesi her gün binlerce hristiyanın akınına uğruyor.

Kilisenin hemen yanında Macellan’ın diğer hediyesi haç sergileniyor. Söylenenlere göre asıl haç aynı cins ağaçtan yapılmış ikinci bir haçın içinde muhafaza ediliyor.

Cebu aslında güney Filipinlere inmek için bir durak. Buradan bir otobüse atlayıp Balina köpekbalıklarıyla yüzmeye Oslob’a gidiyoruz. Yolculuk yaklaşık 3 buçuk saat sürüyor. Filipinlerde yollar çok da düzgün olmadığından 200 kilometreyi en az 4 saatte alabiliyorsunuz.

Oslob küçük bir kasaba bir tane barı var. Orada ilk kez karşılaştığımız karaokenin daha sonra Filipinler seyahatimiz boyunca kötü kaderimiz olarak bizi takip edeceğinden habersisiz. Aaaa bak ne güzel karaoke yapıyorlar diyoruz…

Sabah 5 ‘te uyanıp otel sahibi Filipinli hanım bizi dalış noktasına götürüyor. Burada kesinlikle köpekbalıklarına dokunulmaması ve güneş kremi kullanılmaması konusunda uyarılar yapılıyor. Sonrasında 6 kişilik küçük balıkçı tekneleri sizi hemen 50 metre açığa götürüp suya atlamanızı istiyor. Bu arada başka balıkçı tekneleri de okyanusun bu dev canlılarını balıklarla beslemeye başlıyor ki gelsinler.

Bu noktada çok sayıda gezgin onların vahşi yaşamlarına müdehale edildiği için bu turistik etkinliğe karşı çıkıyor. Ben de onlara katılıyorum. Ancak bu dalış uzun zamandır dünya turumun yapılacaklar listesinde olduğu için katılmaktan kendimi alamıyorum. Bu nazik devlerle dalmak o kadar güzel ki … Dev cüsselerine bakmadan kendilerini izleyen onlarca kişinin arasında kimseyi incitmeden usulca hareket ediyorlar. İşte dalış videom…

Dalış toplam 30 dakika sürüyor. Bu etkinliğin bedeli yaklaşık 120 lira.  Sonrasında Otel sahibi hanım bizi dalış yerine çok yakın bir noktadaki Tumalog şelalesi sapağında bırakıyor.

Tumalog Şelalesi.

Dalışta tanıştığımız Hollandalı Sandra da bize katılınca keyifli bir şelale gezisi bizi bekliyor. Tumalog’a gitmek için motorsiklet tutuyorsunuz. Gidiş dönüş yaklaşık on liraya sürücü sizi şelaleye ulaştırıyor. Oradanda dik bir yokuşu inerek yaklaşık 20 dakikada şelaleye ulaşıyorsunuz. Şelale özel arazide olduğu için ufak bir giriş ücreti ödüyorsunuz. Ben hava çok serin olduğu için suya girmedim ama kuzenim ve Sandra yüzdüler. Bu arada sakın şelalenin su düştüğü yerlerine yaklaşmayın biz ordayken defalarca kaya yuvarlandı. Çok tehlikeli ve uyarı levhası yok. Şelalenin yaptığı havuzlardan üçüncüsüne ayaklarınız sokarsanız minik balıklar gelip ölü derileri ısırmaya başlıyor. Bedava ayak spası yaptırabilirsiniz…

Oslob’daki gezilecek yerleri böylelikle bitirmiş oluyoruz. Emre’nin zamanı kısıtlı olduğu için hemen güneydeki Bohol’a geçmekten vazgeçiyoruz. Bohol Çikolota Tepeleri adındaki manzarası ile ünlü. Zaman zaman kahverengi tonlara çalan tepe manzarası Filipinlerin popüler turist noktalarından biri. Biz rotamızı Moal Boal ‘a çeviriyoruz. Burada bizi hem dalışa uygun bir deniz hem de Filipinler’in en güzel şelalesi bekliyor.

MOAL BOAL

Oslob – Moal Boal arası rahatsız bir otobüsle yaklaşık 3 saat sürüyor. Burada bir otele yerleşip etrafı keşfe çıkıyoruz. Çok güzel bir günbatımı manzarası var. Moal Boal’ın içinde kumsal yok. Kayalardan direk denize giriyorsunuz. Şnorkel kiralamanızı öneririm. 150 peso maske Şnorkele 150 peso da palete isiyorlar. Biraz pahalı ama yapacak bir şey yok. Girer girmez büyüleniyoruz. Güzel rengarenk  mercan kayaları ve tropik deniz canlılarını ilk kez görüyoruz. Tabi bunu daha reklamlar olduğundan haberimiz yok. Sonrasında dalacağımız her yer bize daha güzel görünecek…. Buranın dalış anlamında en önemli özelliği binlerce sardalya sürüsünün içine dalmanız. O sardalyalar sanki Moall Boal’ın dalış turizmine katkı yapmak istercesine her zaman ordalar.

Yok ben dalış değil kumsal severim diyorsanızda Moal Boal’a 6 km ötede White Beach’e gidebilirsiniz.

Moal Boal’ın gece hayatı bir kaç bardan oluşuyor. Bunlardam bir tanesi geç saatlere kadar açık. Diğerleri 24 ‘te kapanıyor. Çok hareketli değil yani gece hayatı.

Moal Boal’daki üçüncü günümüzde rotamızı Kawasan Şelalesi’ne çeviriyoruz. Şimdi burası önemli Moal Boal’a rehberli tur için kişi başı 1500 Peso yani 110 lira istiyorlar. Bunun karşılığında rehber size 2 saatlik bir yürüyüş yaptırıyor. 3-4 yerde şelaleden atlatıyor. Atraksiyonlu bir tur. Ancak ben yüksekten atlamasam da olur fazla atraksiyona gerek yok diyorsanız hiç rehber almayın. Direk gidin Kawasan’a 200 peso giriş ücretinizi verin eğer yürüyüş yapmak istiyorsanız kendiniz yürüyün rehbere gerek yok.

Bu da videosu:

 

Kawasan turumuz bittiğinde saat öğleden sonra 2’yi bulmuştu. Osmena tepesi diye bir yer duymuştuk gidip gitmeme arasında kararsızdık. Rehber gidişin 4 saat süreceğini söylüyor illa kendisini de götürmemizi istiyordu. Kuzenim Emre’ye bu herif bizden para koparmak istiyor deyip çıktık yola. Belki de Filipinler’deki en güzel yolumuz oldu bu. Muhteşem bir doğada geçen yolculuk yaklaşık 1 buçuk saat sürdü. Yolda yüzlerce çocuk bize el salıyor selam veriyor beşimizden koşuyordu. İnsanlar inanılmaz cana yakındı. Tepeye vardığımızda neredeyse akşam olmuştu. Küçük bir giriş ücreti verdikten donra tepeye tırmanmaya başladık . Bu tırmanış da yaklaşık 25 dakika sürdü. En tepeye vardığımızda. Bunca çabaya değdiğini gördük. Harika bir manzara bizi bekliyordu.

Yaklaşık yarım saat manzaranın tadını çıkardıktan sonra dönüşe geçtik. Yolumuz uzundu ne de olsa.

Gezimizin güney Filipinler’deki bölümünü böylece bitirmiş olduk. Elbette gördüklerimiz Güney Filipinler’in yarısı bile değil ama zamanımız da kısıtlı.  Sıra Manila’ya uçup Kuzey Filipinler’i görmeye gelmişti. O da sonraki yazıda….

Osmena Tepesi videom…

Bir Cevap Yazın