KAZARA KEŞFETTİĞİM MİNDORO VE PANDAN ADALARI

Kategori: Blog | 1

Coron’dan El Nido’ya gitmek üzere tekne biletimi alıp bekleme salonunda zaman geçirmeye başladım. Kalkış saati 10.30 du. 6 saatlik bir deniz yolculuğu beni bekliyordu. Hareket saati geldiğinde çok sayıda gezgin kapıya doğru yöneldi. Ben de peşlerinden gittim. Birinci bilet kontrolümüz burada oldu. Yaklaşık 30 metre sonra ikinci bilet kontrolü yapıldı. En son tekneye binerken de son kontrol yapıldı. Tekne ahşaptan yapılma klasik bir trimaran Filipin teknesi idi. Coron körfezinden çıkınca sertleyen havada zorlu bir yolculuk başlamıştı. Kocaman dalgalar neyseki teknenin ön kısmı olan pruvadan geliyor buna rağmen dalga yüksekliğinin fazla olması yolcuları sarsıyordu.

Bir ara 50li yaşlarda bir Alman yolcu ile sohbete başladım.

-Siz de mi El Nido ‘ya gidiyorsunuz ?

– Hayır biz Mindoro’ya gidiyoruz. Bu tekne Mindoro’ya gidiyor…

Şakacı Alman’ın durup dururken yaptığı şakayı gülümseyerek geçiştirdim.

-Ben de El Nido’ya gidiyordum neyse sorun yok. Dedim

O da gülümseyip geçti.

Yaklaşık 3 saat geçmişti ki bir Mindoro lafı kulağıma çalındı…

Ben de yavaş yavaş bir şeyler dank etmeye başlamıştı. Aynı Alman’a siz şaka yapmıyor muydunuz ? Bu tekne gerçekten Mindoro’ya mı gidiyor diye sordum.

O da bana

-Asıl sen şaka yapmıyor muydun gerçekten yanış tekneye mi bindin yanıtını verdi.

O zaman başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Yanlış tekneye binmiştim ve nerede olduğunu bile bilmediğim adını ilk kez duyduğum bir adaya doğru gidiyordum. Hemen telefondan haritayı açtım ve gideceğim yönün tam tersi yöne seyrettiğimi anladım.

İlk başta moralim çok bozuldu. Geri dönmem neredeyse imkansızdı. Hem zaman hem para kaybedecektim. Bu arada gideceğim El Nido’nun güneyindeki Puerta Princessa’dan da uçak bileti almıştım. O da yanmıştı…

Zaman geçtikçe rahatladım. Belki de bu hata beni bambaşka maceralara sürükleyecekti. Malum yere duhul olan şemsiyenin açılmayacağı da aşikardı zaten…

Saint Jose limanına indiğimde ne yapacağımı bilmeden bir kaç gezgin’e nereye gittiklerini sordum ve onları takip etmeye başladım. Pandan adası diye bir yerden bahis ediyorlardı.

PANDAN ADASI

Üç tekerli motor taksi ile  minibüs durağına oradan da Pandan’a en yakın yerleşim yerine minibüsle yaklaşık 1 saatte ulaştım. Hava kararmıştı. Duraktan bir dereye yine motor taksiyle geldik. Zar zor bizi adaya götürecek ahşap tekneyi bulduk. 4 gezgin Pandan ‘a doğru yola çıktık. 20 dakikalık bir deniz seyrinden sonra adadaydık. Yer bile ayırtmamıştım. Çantamdaki çadırıma güveniyordum. Adada 30 yıldır Fransızların işlettiği bir resort vardı. Neyse ki hazır kurulmuş içinde yatak olan bir çadır vardı. Başımı sokacak bir yer bulmuştum. Aslında çok pahalı bir yer değildi. Ancak kalan herkesin akşam açık büfe yemeğine katılması gerekiyordu. Bu da yaklaşık 40 lira idi. Ama tüm seyahatim boyunca bulunduğum en kallavi sofraydı. Bu nedenle bu para hiç gözüme batmadı. Hava karardığı hiç bir şey göremedim merakla sabahın olmasını bekleyerek uykuya daldım.

Sabah 5.30 civarı uyandığımda muhteşem bir gün doğumu manzarası karşıladı beni. O zaman anladım yaptığım hata beni muhteşem bir cennete süreklemişti. Göreceğim şeyler ise bundan ibaret değildi. Erkenden dalış okuluna gidip bir palet ve şnorkel kiraladım. Suya başımı sokar sokmaz büyülenmiştim. Mercanlar yeryüzünün tüm renkleri ile boyanmıştı adeta. Yüzlerce çeşit rengarenk balık mercanlar adasında bir görünüyor bir kayboluyordu. Ada etrafını dalarak turlamaya başladım. En güzel su altı faunası adanın arka yakasındaydı. 3-10 metre arası derinlikte gördüğüm onlarca tür balık arasında 5-10 kiloluk olanlar vardı.

YILANLARLA DANS

Bir ara siyah beyaz şeritli bir deniz yılanı gözüme takıldı. Elimdeki go pro kamera ile görüntülemeye başladım. Yılan üzerime doğru geliyor. O uzaklaştıkça ben onun üstüne gidiyordum. Sonradan videoyu arkadaşlarıma izlettiğimde öğrendim denizlerin en tehlikeli canlısı olduğunu. Kara kuşaklı deniz yılanının beni ısırması halinde 5-10 dakika içinde oracıkta ölebileceğimi bilseydim. Elbette bu kadar yakından tanışmazdım…

  Bu muhteşem dalışımın videosu şurda:

APO MERCAN RESİFİ

Pandan Adası’nın bir başka önemli yanı dünyaca ünlü dalış yeri Apo Reef mercan resifine en yakın konumda olmasıydı. Tüplü dalış turu 1000 lira civarında olduğu için ben yine yaklaşık 250 TL olan şnorkeling yapmaya karar verdim. Apo mercan adasına 2 saatlik bir tekne yolculuğu ile ulaştık.

Scubacılar sualtında ben de üstünde gezinmeye başladım. Yaklaşık 1 metrelik bir kaç köpekbalığı ve onlarca çeşit rengarenk balık ve binlerce mercan yine beni bekliyordu. Ancak tüplü dalanlar insan büyüklüğündeki köpekbalığı ile karşılaşmışlar . Ben ne yazı ki göremedim. Son dalışımı yaptığım yerde öyle bir akıntı vardı ki beni bıraktıkları yerden 5 dakika sonra 400 metre uzaklaşmıştım. Hemen kendimi adaya attım .

Muhteşem Apo adasını gezdim. Yolunuz düşerse mutlaka fener kulesine çıkın ve muhteşem manzaranın keyfini çıkarın. Kaya şekilleri bembeyaz kumsalları turkuaz rengi berrak denizi ile gerçekten çok güzeldi.

Apo resifinin görüntüleri şurda :

FİLİPİN MİSAFİRPERVERLİĞİ

Pandan Adası’nda 3 gün kaldıktan sonra yine etraftan duyduğum Puerto Galera’ya doğru yola çıktım. Adada tanıştığım Filipinli aşçı Hanry ile aynı minibüste idik. Patrona kızıp işi bırakmış.  Puerto Galera teknesini kaçırdığımı ve bölgede kalınacak düzgün bir otel olmadığını söylediğinde canım sıkıldı. Kara kara düşünürken bizim Mamburau’daki köy evinde kalabilirsin dedi. Önce rahatsız etmemek için kabul etmedim. Ancak ısrar edince gitmeye karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım. Yeğenleri annesi ve kardeşleri beni çok güzel ağırladı. Tahta bir somye üzerine serilen ince bir battaniyenin üzerinde de yatsam onların sıcaklığı benim komforumdu…

Filipin misafirperliği videom şurda:

 

Ertesi gün erkenden Abra de İlog’dan kalkan Puerto Galera teknesini yakalamak için yola çıktım. 2-3 saat minibüsle gittikten sonra yine ahşap bir tekne ile yaklaşık 1 saat deniz seyrinden sonra Puerto Galera’ya geçtim. Burası hakkında pek bir bilgim yoktu bu nedenle beni bayağı şaşırttı. O zaman Puerto Galera’yı da bir sonraki yazımıza bırakayım…

One Response

  1. Ahmet LEVENTYÜRÜ

    Anılarını toplayacağın kitabını merakla bekliyorum Umut’cuğum…

Bir Cevap Yazın