TRUMAN SHOW-SİNGAPUR

Kategori: Blog | 0

Başrolünü Jim Carrey’nin oynadığı 1998 yapımı Truman Show filmini çoğunuz hatırlarsınız. Hani Jim Carrey çok mutlu bir kasabada huzur içinde bir hayat sürerken birden bir şeylerin ters gittiğini anlıyor. Ve aslında yaşadığı kentin tamamen bir TV şovu için tasarlanıp yaratıldığının farkına varıyordu.

İşte Singapur böyle bir yer. Kendinizi Truman Show’da hissediyorsunuz. Herşey belli herşey kurallı . Herşey tertemiz ama ters giden birşeyler var… Bu düzen sizi rahatsız ediyor. Her yerde yüzlerce kamera. Metro istasyonunda su içmek yasak yahu.

Singapur aslında benim için olmasa da olur dediğim ülkelerdendi. Gezginler için çok pahalı olduğunu duymuştum. Gideyim mi gitmeyim mi düşünürken Singapur’da yaşayan arkadaşım Ozan Binici’nin sıcak daveti sayesinde gitmeye karar verdim.

Çin yeni yılına denk geldiği için o da 3 günlük bir tatil almıştı. Böylelikle kenti birlikte keşfedebilecektik. Kredi kartımda sorun olduğu için Malezya’dan gidiş dönüş biletlerimi de Ozan halletti. Hatta bu biletlerden birine de sponsor oldu. Sağolsun.

Malezya’nın Penang adasından direkt Singapur’a uçtum. İner inmez metro ile Ozan’ın evine gittim. Singapurda güzel bir metro ağı var. Tabi ulaşım pahalı. Ancak 3 günlük pass kart var 20 singapur doları. (Singapur doları Amerikan dolarından biraz daha düşük) Bu kartla istediğiniz yere gidiyorsunuz 3 gün boyunca. Ben size bunu tavsiye ederim. Zaten Singapur’a 3, bilemedin 4 gün yeter.   

Son yazacağımı baştan yazayım Singapur yapay bir kent. Geçmişten bugüne önemli bir liman kenti olmuş. Bu coğrafi avantajını iyi kullanınca dünya ticaretine yön veren şirketlerin gözdesi haline gelmiş. Güney asya’da iş dünyasının merkezi Singapur. Limandan ve iş dünyasından kazanılan paralar ülkenin düzenlenmesine harcanmış. Gökdelenler sokaklar ve kaldırımlar dışında gördüğünüz her yer çimen ve ağaç.

Bütün ülke sanki iyi düzenlenmiş bir alışveriş merkezi. Gelelim yapacaklarınıza.

SENTOSA BEACH: Singapurun adalarından biri Sentosa ‘daki beach e gidip serinleyebilirsiniz. Ancak manken gibi kadınlar ve six packli erkekler ile karşılaşıp komplekse girmeniz olası. Bana biraz çeşme beachlerini hatırlattı. Hafiften sosyete yani.

UNİVERSAL STUDİOS: Singapur’un Disneyland’ı. Sentosa adasında bulunuyor. Giriş yaklaşık 76 Singapur doları. İnternetten alırsanız 68 oluyor. Yani 180 TL. (Söylemiştim pahalı ülke diye.) Gerçi Paris Disneyland’la karşılaştırdığınızda orası da aynı paraydı. Ben ikisini de gördüğüm için şöyle bir karşılaştırma yapabilirim. Universal Studio kesinlikle yetişkinler için daha keyifli. Paris Disneyland ise çocuklar için daha güzel.

Neyse olur ya yolunuz düştü kesinlikle Transformers deneyimini yaşayın. Öyle güzel kurgulamışlar ki yaklaşık 10 dakikalığına bir transformers oluyorsunuz. Robotlar savaşının içinde buluyorsunuz kendinizi. Muhteşem gerçekçi.

Sabah erkenden giderseniz her bir etkinliğin başında en az 45 dakika beklemek koşuluyla hemen hepsini görürsünüz. Günün sonunda pelte halde eve varırsınız.

Şurada kısa bir videosu var

HAYVANAT BAHÇESİ: Aslında bu satırların yazarı hayvanat bahçelerinden haz almaz. Hayvanları doğal ortamlarında görmek ister . Ancak kulağıma gelen bilgiler Singapur Hayvanat Bahçesi’nin görülesi bir yer olduğuna dairdi. Hem insanat bahçesini bu kadar güzel yaratan bir ülke emininim hayvanlar için de güzel şeyler düşünmüştü.

Hislerim beni yanıltmadı. Dünyanın hayvanlara en doğal ortamı sağlayan hayvanat bahçelerinden birinde buldum kendimi.

Giriş normalde 33 Singapur doları Ama ben pandaları da görmek istiyorum derseniz. 55 dolara çıkıyor. Yaklaşık 150 lira. Daha kapıdan girer girmez ağaçlarda serbestçe dolaşan Lemur ve maymunlar karşılıyor sizi. Sonrası da hep öyle. Hayvanların çoğu kafessiz doğal ortamında yaşıyor. Kutup ayısı İnuka koca bir havuzun içinde tam 26 yaşında. Normalde vahşi doğada ortalama 15 yıl insan bakımıyla 25 yıl yaşıyorlar. Yani İnuka artık son demlerinde.

Onlarca çeşit maymun, aslan, fil, zürafa ve gergadanın yanında benim en çok görmek istediğim beyaz kaplanları görme şansım da oldu. Bengal kaplanı olarak bilinen güney asyaya özgü bu hayvanlar bana göre dünyanın en güzel canlıları. Hayvanat Bahçesinde Pasha ve Keysa adında bir çift bulunuyor. Masmavi gözleri ve sert bakışları ile büyülüyorlar adeta beni.

Hayvanat bahçesinin en gözde hayvanları Kaykay ve Taytay adındaki iki panda. Kaykay daha sosyalmış. Dışarda olmayı seviyormuş Taytay ise daha utangaç. Onu görme şansım olmadı. Ama Kaykay bana bol bol poz verdi. Pandalar hayvanat bahçesinin yanındaki ayrı bir parkta sergileniyor. Bu parkta ayrıca dünyanın değişik nehirlerinden getirilmiş nehir canlılarını ve dev su ineklerini görmeniz mümkün. Yani demem o ki hayvanat bahçesine geldiyseniz pandaların bulunduğu river safari parkını da mutlaka gezin.

Hayvanat Bahçesinin videosu şurada izlemenizi tavsiye ederim…

 

Singapurda 50 metrelik dev ağaçlar diye adlandırılan yapılar var. Görülesi bir manzara. Bu yapay ağaçların tepesinde de restoranlar var. Ülkenin bir kaç botanik parkını daha gezdikten sonra ayrılma vakti geliyor. Önce Kuala Lumpur’a oradan da Borneo adasına uçacağım. Borneo yazısında buluşmak üzere…

Bir Cevap Yazın